« Önceki ::

DOSTLARI OLMALI İNSANIN

DOSTLUK , BAZEN BİR ÇİÇEĞİN BÜYÜMESİ KADAR UZUN , BAZEN DE BİR NAMLUDAN ÇIKAN BİR KURŞUN KADAR KISADIR ...ÖNEMLİ OLAN YENİLERİNİ BULMAK DEĞİL , VAR OLANI UNUTMAMAKTIR !!! BAZEN HESAPSIZCA SEN OLURSUN.BAZEN FEDAKARCA BAŞKALARI...BAZEN SEVİLİRSİN SEVİLDİĞİN GİBİ. BAZEN DE HİÇ BİLMEZSİN ÖLÜMÜNE SEVİLDİĞİNİ !!!
Image Hosted by ImageShack.usHAYAT ÇOK GARİP

Yorum (yok) Yorum yaz!

BİR YİGİT VARDI....

 

 

BİR YİGİT VARDI...

                               Bir yiğit vardı gömdüler şu karşı bayıra...
                               Arkadan kefenini, gömleğini soydular.
                               "Aman kalkar!" deyip üstüne taşlar koydular,
                               Bir yiğit vardı; gömdüler şu karşı bayıra.

                               Yiğidim, hele anlatıver olup biteni!
                               Sen dertli, vatan dertli, oturup ağlayalım...
                               Ağlayıp da sinelerimizi dağlayalım,
                               Yiğidim, hele anlatıver olup biteni.

                               Ses ver yiğidim, yoksa beni duymuyor musun!
                               Yıllar var ki hep hayalinle oynaşıyorum,
                               Kalkıp geleceğin ümidiyle yaşıyorum...
                               Ses ver yiğidim, yoksa beni duymuyor musun?!

                               Sırtımda ardan bir gömlek, yılların vebali,
                               Ümitle ışıldayan gönlüm, seni bekliyor;
                               Kah göklerde uçup, kah yerlerde emekliyor.
                               Sırtımda ardan bir gömlek, yılların vebali.

                               Her tarafta harab eller, baykuşlara bayram,
                               Köprüler bir bir yıkılmış ve yollar yolcusuz,
                               Gelip uğrayanı kalmamış çesmeler, susuz..
                               Her tarafta harab eller, baykuşlara bayram


                               İradelerde çatırtı, ruhlarda müthiş şok,
                               Tarihi yağmaladı bir düzine tarihsiz;
                               Değerler altüst oldu, mukaddesat sahibsiz,
                               İradelerde çatırtı, ruhlarda müthiş şok.

                               Tıpkı rüyalarda olduğu gibi diril, gel!
                               Beyaz atının üzerinde bir sabah erken;
                               Gözlerim kapalı ruhumda seni süzerken
                               Tıpkı rüyalarda olduğu gibi diril, gel!

                                                                                        

                                                                           

                           M. Fethullah Gülen

Yorum (3) Yorum yaz!

İSTEMENİN ESRARI

İstemenin Esrarı’nda, bileğinizin ve beyninizin gücünün sustuğu yerde, ruhunuzun neler yapabileceğini keşfedeceksiniz. İçten isteyişlerinizin göklerde dolaşarak Yaratıcı İradenin takdirine nasıl ulaşacağını algılayacaksınız.

Ruhunuzdan çıkan anlamlar ruhsal canlılıklara veya kuşatıcı ruhsal enerjiye nasıl dönüştürülüyorlar?  Doğa yasalarına meydan okuyan sırrı nasıl yakalarsınız?  Hangi dua ve istekler reddediliyor? Hangileri kabul ediliyor ve neden?

Başarı, gideceğimiz yerde değil, yürüdüğümüz yolda bekliyor. Ruhumuz coşkusuzsa, bedenimiz hareketsiz kalacak.  Geleceğimiz, dileyişlerimizin büyüklüğü kadar yükselecek.  Hayatımızdaki en büyük zaferlerimiz, içtenliğimizle yoğurduğumuz dualarımız olacak

Cevaplanan Sorular

İstemenin Esrarı’ndaki kimi tespitleri şaşırtıcı bulacaksınız. Dünyanız yeni renklere bürünecek, evreni çok daha geniş algılayacaksınız. Üstelik bu kitap bir bilim kurgu, masal veya kurgusal roman değil. Bu kitap, sonsuzluğa uzanan geleceğinizi aydınlatan işaret ışıkları sunuyor:

- Meleklerin ve ruhanilerin ruhunuzdan çıkan içten anlamlardan yaratıldığını biliyor musunuz? “İstemenin Esrarı” size ruhunuzdan ruhsal canlılığa açılan kapının sırrını açıklayacak.

-Ruhunuzun ruhsal enerjiyle nasıl kuşatılabileceğini; ruhsal enerjiyi çevrenize nasıl yayabileceğinizi bu kitapta öğreneceksiniz.

-Güç, bileğinizde ya da beyninizde değildir; güç, Yaratıcınıza yönelen çaresizliğinizde, kalbinizin temizliğinde ve isteklerinizin içten olmasında gizlidir.

-Hayatımız mutluluk arayışlarıyla geçiyor. Para, şöhret ve benzeri vesilelerde mutluluk arıyoruz. Bunların hiçbiri insan ruhunu tatmin edemeyecektir. Gerçek ve sonsuza dek sürecek kalıcı tatminin yolunu “isteme biçiminizde” bulacaksınız.

-Dikkatsiz ve duyarsız kalplerden çıkan istekler, sahiplerine acı çektirirler. Bu kitapta isteklerinizi neden kontrol etmeniz gerektiğini öğreneceksiniz.

-İnsanların bir kısmı maddenin katı katmanlarında, bir kısmı ruhsallığın ışıklı zirvelerinde yaşarlar. Evrenin Sahibine yakınlaşmanın yolu, isteklerinize yüklediğiniz duygudan ve anlamdan geçiyor.

-Başarı, basitçe, hedeflerin gerçekleşmesi değildir. Başarı gideceğiniz yerde değildir; yürüdüğünüz yoldadır. Gittiği yerde başarıyı bulan; beraberinde başarıyı götürendir. Elinizdeki kitap başarınızı bugününüze yerleştirmenin yolunu gösterecektir.

-Başarmak için teknikler ve stratejiler gereklidir; ama, yeterli değildir. Nice istek, derin ruhsallığın omuzlarında, tekniksiz, stratejisiz başarıya ulaşmıştır. Nice stratejinin kaderi de çökmek olmuştur.

-Kimi istekler reddedilirler. Melekler kimi insanlardan uzaklaşırlar; onlar ilâhî yardımdan ve sevgiden de uzak tutulurlar. İlâhî huzurda kabul edilmenin başlıca yollarını İstemenin Esrarı’nda göreceksiniz.

-Kimi istekler göklerde elden ele, dilden dile dolaştırırlar. Melekler,  ruhsal önderler ve diğer canlılar, samimi insanlar için dua ederler. Bu müthiş desteğin yolunu elinizdeki kitapta göreceksiniz.

Öğreneceklerimizi uygulayabilmemiz, aslında kolay, eğlendirici ve onurlandırıcıdır. Yola çıkanlar, desteklendiklerini görecekler. Yürüyenler ve gözlemleyenler, hayatlarına ummadıkları yardımlar gönderildiğini keşfedecekler.

                                               Ruhsalzeka.com'dan Alınmıştır

Yorum (2) Yorum yaz!

NAMAZ KILMAYANIN DÜNYADA OLAN 6 AZABI

Dünyada olan alti azap:

Dünyada çekecegi azaplar:
1- Namaz kilmayanin ömründe bereket olmaz.
2- Allahü teâlânin sevdigi kimselerin güzelligi, sevimliligi kendine kalmaz.
3- Hiçbir iyiligine sevap verilmez.
4- Duâlari kabûl olmaz.
5- Onu kimse sevmez.
6- Müslümanlarin birbirlerine yaptiklari iyi duâlarinin buna fâidesi olmaz.


Ölürken çekecegi azaplar:
1- Zelîl, kötü, çirkin can verir.
2- Aç olarak ölür.
3- Çok su içse de, susuzluk acisi ile ölür.


Mezarda çekecegi acilar:
1- Kabir onu sikar. Kemikleri birbirine geçer.
2- Kabri Cehennem atesi ile doldurulur. Gece, gündüz onu yakar. Cehennem atesi dünya atesine benzemez.
3- Allahü teâlâ, kabrine çok büyük yilan gönderir. Dünya yilanlarina benzemez. Hergün, her namaz vaktinde onu sokar. Bir an birakmaz.


Kiyâmette çekecegi azaplar:
1- Cehenneme sürükleyen azap melekleri yanindan ayrilmaz.
2- Allahü teâlâ, onu kizgin olarak karsilar.
3- Hesâbi çok çetin olup, Cehenneme atilir.)
Namaz kilmayanin ömründe, bereket olmaz. Ömründe, hayir ve menfaat görmez. Ömrü çesitli hastaliklarla, sikintilarla geçer. Ma'nevî huzûru olmaz. Sahip oldugu dünyaliklar onu rûhî sikintidan kurtaramaz"

Yorum (1) Yorum yaz!

AHİR ZAMAN ALAMETLERİ

AHİR zaman başka zamanlara benzemez. Cycle’ın sonuna doğru alametler belirir. Bunların bazılarını anlatayım:

(1) Zaman hızlı akmaya başlar; günler, haftalar, aylar ve yıllar çok çabuk geçer. Bunu anlayan anlar, anlayamayan fark etmez.

(2) Bina ve zina çoğalır. Dünkü deve çobanları birbirleriyle “Senin binan mı daha yüksek benimki mi?” diyerek nisbet yapar.

(3) Mesafe nefhumu kaybolur, eskiden 14 günde gidilen yere 45 dakikada gidilir.

(4) Cinayetler, adam öldürmeler anormal şekilde artar, tavuk gibi insan boğazlanır.

(5) Haramlar helal, helaller haram olur.

(6) İnsanların bir kısmı din konusunda o kadar cahil bırakılır ki, Müslümanım diyen bazı kişiler Kelime-i Şehadet’i okuyamazlar.

(7) Müslümanların sayısı çok olur, lakin ağırlıkları, güçleri, tesirleri olmaz; sel suyunun geriye bıraktığı köpük ve süprüntü gibi olurlar.

(8) Ayaklar baş, başlar ayak olur.

(9) Tâzimi gereken şeyler tahkir edilir, tahkiri gereken şeyler ululanır.

(10) Zır cahil bazı kişiler, “Biz Müslümanız ama Şeriata karşıyız” diye zırva laflar edip dinden çıkarlar.

(11) Riba ticaretin önüne geçer.

(12) Anneler köleleşir, efendilerini doğurur.

(13) Müslümanlar gayr-i müslimleri öylesine taklid ederler ki, onlar sıçan deliğine girseler Müslümanlar da girer.

(14) Zelzeleler, tsunamiler, yanardağ indifaları (patlamaları), kasırga ve tayfunlar, taşmalar ve seller dünyayı kasıp kavurur, insanlığı perişan eder.

(15) Savaşlar çoğalır ve çok tahripkâr, çok öldürücü, çok yıkıcı olur.

(16) Küçük ve orta Deccallardan sonra büyük Deccal zuhur eder ve cihanı fitne ve fesat ile doldurur.

(17) Müslümanlar içinde reformcu ve değişimciler adında bir fırka peydah olur; Kitabullahı kendi heva ve re’yleri ile tefsir ederek küfran-ı nimet ederler, kimisi küfre düşer.

(18) Öyle bozukluklar meydana çıkar ki, bir fırka  ‘Tevhid ile Teslis’i aynı kefeye koyar.

(19) Hahamlar, papazlar, sarıklı hocalar Ramazanlarda birlikte can ciğer kuzu sarması birlikte iftar ederler.

(20) Yine birtakım kimseler kendi cemaat ve tarikat büyüklerini erbab haline getirerek putlaştırırlar.

(21) Camiler son derece ziynetli, süslü, altın yaldızlı, konforlu lüks olur, fakat günlük namazlarda içlerinde yeterli cemaat bulunmaz.

(22) Tefsir, hadîs, fıkıh, kelam, akaid, tasavvuf kitapları ticaret için yazılır ve yayınlanır.

(23) Para en büyük değer haline gelir; araç olmaktan çıkar amaç olur.

(24) Lüks, konfor ve ihtişam o derecelere varır ki, bazı zenginler evlerindeki helaların madenî aksamını (kısımlarını) altınla kaplatırlar.

25) Fırat nehrinin yatağından altın çıkar. Altınperestler (altına tapanlar) deliler gibi, çılgınlar gibi, kudurmuşlar gibi oraya koşar ve helâk olurlar.

(26) Takvalı ve salih Müslümanlar dinlerini koruyabilmek için dağdan dağa vahşi hayvanlar gibi seğirtirler.

(27) Dinini muhafaza etmek, Şeriat ahkamı ile amel etmek avucunda kor tutmak gibi zor ve zahmetli bir hale gelir.

(28) Uğursuz bir taife zuhur eder, onların dinleri para, kıbleleri karıları olur.

(29) (.......) şehri küffar eline geçer, sonra korkunç savaşlar olur ve Müslümanlar tarafından tekrar feth edilir.

(30) Kefere ve fecerenin icad etmiş oldukları akıllara hayret veren makinalar, aletler, cihazlar çalışmaz hale gelir ve bunlara mübtela olan fasıklar büyük ıztıraba duçar olur.

(31) Atom silahları kullanılır, dünya harap olur, büyük sayıda insan ölür.

(32) Haram yiyiciler, iddihar temiş (yığmış, biriktirmiş) oldukları büyük servetleri nerelerde ve nasıl saklayacakları konusunda şaşırır; dünyanın öbür ucunda edinmiş oldukları müzeyyen malikanelere kaçmaya fırsat bulamazlar.

(33) Allah’ın kitabına, Resulullahın Sünnetine, Şeriat-ı garra-yı Ahmediyyeye sımsıkı yapışanlar ölseler de kalsalar da mes’ud olurlar.

34) Dünyada şimdiye kadar görülmemiş korkunç ve esrarlı hastalıklar zuhur eder.

35) Etrafı, zehirli ve mikroplu-virüslü böcekler istila eder.

(36) Mehdi zuhur eder, birtakım nasipsizler onu inkar ve tekzib eder.

(37) İsa aleyhisselam nüzul eder, Müslümanların arasında yer alır.

(38) Siyon ehlinden zulm edenler, yeryüzünü fesada verenler, masum çocukları katl edenler feci bir akıbete duçar olurlar. (Onların bazı bilgeleri/hahamları yapmayın diyorlar ama laf anlatamıyorlar.)

(39) Büyük bir süper devlet gümbür gümbür yıkılır.

(40) İnsanlığın kurtarıcısı, Resul-i Kibriya efendimize haşa terörist diyen azgın Haçlılar mağlub ve muzmahil olurlar.

(41) Ahir zaman fırtına, zelzele ve kasırgaları içinde nice kilise ehli, nice ruhban, Garbın nice hükema ve filozofu ihtida eder, İslâm ile şeref bulur.

(42) Siyah sarıklı, taylasanlı, yeşil bayraklı gayb orduları Müslümanların yardımına koşar.

(43) Kendi şahsî menfaatleri, nüfuzları, prestijleri, riyasetleri uğrunda küffar ile ittifak eden, işbirliği yapan münafıklar rezil ve makhur olurlar.

Her şeyin en doğrusunu Allah bilir.

Yorum (yok) Yorum yaz!