a dostum
GÖNÜL DENİZDİR,DİL KIYI, DENİZ DALGALANINCA İÇİNDEKİLERİ SAHİLE ATAR.BEN BUNU BİLİR BUNU SÖYLERİM.(.GÖNÜL ÇALAMAZSAN AŞKIN SAZINI NE PERDEYE DOKUN NE TELİ İNCİT EĞER ÇEKEMEZSEN GÜLÜN NAZINI NE DİKENE DOKUN NE GÜLÜ İNCİT BÜLBÜLÜ DİNLE Kİ GELESİN CUŞA KARGANIN SESİ GİDER Mİ HOŞA MEYVESİZ AĞACI SALLAMA BOŞA NE YAPRAĞA DOKUN NE DALI İNCİT...
« Önceki ::
Eşya, güzelliği Allah'tan almıştır. Eşyadaki güzellik, Allah'ın kendi güzelliğidir.
O'nun zati güzelliğidir. Ama güzellik de tafsili ve icmali güzellik olmak üzere
kendi arasında ayrılır.
Allah'ın güzelliğinin tam mazharı insan-ı kâmildir.
Buradaki güzellik, fizikî güzellik olmakla beraber
ahlâk, ruh, düşünce yönünden de güzelliktir.
O düşüncenin içindeki güzellikler, saha, vefa,
ilim, haya edep, ikram, ihsan, sadakat, samimiyet vs.
sayabildiğin kadar güzellik adına ne varsa bunların hepsi Allah'a aittir.
Ama o, insan-ı kâmilde zuhur etmiştir.
O kâmiller, Allah'ın güzelliklerinin zuhuruna mazhar olmuşlardır.
Anın içün yoktur ana hiç misâl
O'nun güzelliğinin bir benzeri, bir örneği ortada yoktur.
Güzellik iki tane değil ki, bu buna benziyor mu,
bu buna örnek olabiliyor mu diye fikir yürütelim.
Bir güzel var; ikinci bir güzel yok O, Allah'ın güzelliği. Onun için misâli yoktur.
Ayet-i kerimede bu var :
"Onun hiçbir benzeri ve nazîri yoktur. O, işiten ve görendir."
(Şura Suresi, ayet 11)
NURUL ENVAR DAN ALINTIDIR.
|
Karşılıksız seven dostların hikayesi...
Savaşın en kanlı günlerinden biri... Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu: - Teğmenim, fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?.. "Delirdin mi?" der gibi baktı teğmen... - Gitmeye değer mi? Arkadaşın delik deşik olmuş... Büyük olasılıkla ölmüştür bile. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın. Asker ısrar etti ve teğmen "Peki" dedi. "Git o zaman." İnanılması güç bir mucize. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti. Sonra onu sipere taşıyan arkadaşına döndü: - Sana değmez, hayatını tehlikeye atmana değmez, demiştim. Bu zaten ölmüş. - Değdi teğmenim. dedi asker.. - Nasıl değdi? dedi teğmen. Bu adam ölmüş görmüyor musun? - Gene de değdi komutanım. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için... Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı: - Geleceğini biliyordum!.. demişti arkadaşı... Geleceğini biliyordum!.. | |
|
Paylaşmanın asaletini hicbir zaman bencilligine tercih etme. Öyle bir arkadaş sec ki sen onun icin ölümü düşündügünde o coktan ölmüş olsun...
Kavgagı bir yaprağın üzerine yazmak isterdim, sonbahar gelsin yapraklar dökülsündiye. Öfkeyi bir bulutun üzerine yazmak isterdim, yağmur yağsın bulut yok olsun diye. Nefreti karların üzerine yazmak isterdim, güneş açsın karlar erisin diye. Dostluğu ve seygiyi yenidoğmuş bebeklerin yüreğine yazmak isterdim, onlarla birlikte büyüsün bütün DÜNYA'YI sarsın diye.......
Sen gülerken yakınındakilerde güler ama ağlarken yalnız ağlarsın. Onun için öyle bir ağaca yaslanki asla yıkılmasın, öyle bir dost edinki seni asla bırakmasın.
Gülmek senin tutkun olsun, eğer bir gün ağlarsan, o'da sevinçten olsun, bugünün dünden, yarında bugünden güzel olsun.
Dostluk dallara goncadır Dostluk sırattan incedir Dostluk her şeyden öncedir Sönmesin muhabbetin közü Merhabadır dostun sözü merhaba |
Sana tavsiye: İhsan edildiğin hiçbir hayrı kimseye söylemer30; İsterse bu dostun olsunr30;
Sonrar30; Hikmeti icabı sende yapacağı ve tecrübe için vereceği bazı belalardan dolayı Allahr17;ı (CC) ithama kalkışmar30; Bil ki; sana düşen vazife, bela olursa sabır göstermektir, hayra da şükretmekr30;
Nimeti bulmadan bulmuş gibi görünüp şükretmek, içinde bulunduğun bir felaketi şikayet etmekten daha iyidirr30;
Nimet-i İlâhiyer17;den mahrum olan tek kişi gösterebilirmisin? Hayır!.. İşte ayet:
- r0;Allahr17;ın (CC) nimetlerini saymağa kalksanız bitiremezsinizr30;r1;
Sende o kadar Nimet-i İlâhiye var ki; hiç birini görmek istemiyorsunr30;
Kalben hiçbir mahluka gönül verme. Ve, kalben hiçbir kimse ile ünsiyet etmer30; Bulunduğun hali kimseye anlatma. Ülfetin Allahr17;a (CC) olsun. Or17;na (CC) güven. Derdini Or17;nun (CC) kuvvetiyle Or17;na (CC) açarsınr30; Arada ikinci bir varlık göremezsinr30; Çünkü başkası varlığını ispat edip zarar veya menfaat vermeğe haklı değildir. Belayı senden yine O (CC) defeder. İzzeti ve zilleti O (CC) meydana getirirr30; Or17;ndan (CC) başkası ne yükseklik vaad eder; ne de aşağı derecelere indirir. Başkası ne zengin edebilir, ne de fakir. Ve hiçbir şeyi hareket ettiremez ve durduramaz. Hepsini HakK (CC) yaratır ve hepsi Or17;nun (CC) yedr17;inde ve Or17;nun (CC) iznindedir. Her şey Or17;nun (CC) emriyle cereyan eder ve yürür. Her şey muayyen vakte bağlıdır. Kafi derecede gelir. Sonra gelecek evvel gelmez. Evvel gelecek de sonraya kalmaz. Allah-ü Teala (CC) şöyle buyuruyor:
- r0;Allah (CC) sana bir zarar verecekse alacak yine Or17;dur (CC). Şayet sana bir hayır murat edecekse, o hayrı senden çevirecek yoktur.r1;
İhsanını istediği kullara verir. O (CC) hem Rahîm (CC), hem de Gafûrr17;dur (CC)r30;
Afiyette bulunduğun halde Hakkr17;ı (CC) şikayete kalkışma. Yanında Allahr17;ın (CC) bol nimeti olduğu halde fazlasını isteme. Sana verdiği nimeti görmez olup inkar yoluna sapma. Bu halin bir nevi istihza olur. Sonra, Allah-ü Teala (CC) seni inceden inceye hesaba çeker. Dünyada belanı arttırır, ahirette ise seni azarlar. Cehenneme atar. Sonra, seni manevi halden soyar, rahmet nazarını senden çeker.